Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen çocuklara getirdiği portakal ve havuç gibi meyveleri göstererek renklerini sorar. Tabaklara portakalları koyar. Çocuklara portakalın faydaları ve nerede yetiştiği hakkında bilgi verir. Çocuklarla birlikte tabakta kaç tane portakal olduğunu sayar. Çocukların ellerine portakal vererek incelemelerini ister. Ardından çocuklara portakal suyu sıkacaklarını söyler. Aile katılımı için gönüllü veliler sınıfa davet edilir. Portakallar ortadan ikiye kesilir ve meyve sıkacağı ile sıkılır. Çocukların da denemesine fırsat verilir. Sıkılan portakal suları hep birlikte tadılır. Ardından malzemeler toplanır ve eller yıkanır. Temizlik sonrası çocuklara bilmeceler sorulur, ufak ipuçları verilerek bilmeceleri bulmaları sağlanır. Daha sonra “Portakal” tekerlemesi söylenir: Turuncudur rengim Kış meyvesiyim Ağaçta yetişir İster sıkın ister dilimleyin (Portakal) Vitamin deposuyum (Portakal) Kabuğu kalın İçi suludur (Portakal) Portakal Portakal dilim dilim Ekşiymiş yandı dilim Soyup içine baktım İçinde var sekiz dilim Tekerlemenin ardından “Portakal Ağacı” hikayesi anlatılır: Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde derler ya, peki bu evvel zaman ne zaman? Gökyüzünde oynayan cüceler, yeryüzünde koşturan kuşlar aman pek bir hoşlar. Kuşlar niye yeryüzünde, cüceler neden gökyüzünde dersen, ben bilmem onlar öyle yapmışlar. Ülkenin birinde bir portakal ağacı yaşarmış, öyle bir ağaçmış ki her yerden bu ağacı görmeye gelirlermiş. Dalları gökyüzüne kadar uzanan bu ağaç, aslında sahiden de görülmeye değermiş. Ağacın etrafı mis gibi portakal kokarmış. O ülkedeki bütün çocuklar portakal yemeye bayılırlarmış. O ağaca C vitamini deposu derlermiş. Günlerden bir gün, uzaklardan bir cücenin geldiği haberi duyulmuş. Bu parmak kadar bir cüceymiş. Anlatılanlara göre bu cüce, gördüğü portakal ağaçlarını köklerinden tutup yiyor ve içindeki bütün vitaminleri hop midesine indiriyormuş. Onun köklerinden vitamin içtiği ağaçlar kısa bir süre sonra kuruyup gidiyormuş. Bunu duyan ülke halkı o cücenin portakal ağaçlarına zarar vermesini engellemek için ne yapacaklarını düşünmeye başlamışlar. Tam portakal ağacının yanında büyük bir toplantı düzenlemişler. Toplantıya herkes davetliymiş. Ülkenin en yaşlıları fikirlerini söylemek için ağacın etrafına toplanmışlar. Kulaklarına gelen haberlere göre cüce ülkelerinin sınırları içine girmiş bile. En yaşlı bilge “O cüce portakal ağacımıza hiç bir şey yapamaz, buna izin veremeyiz” diyerek söze başlamış. Saatlerce konuşmuşlar ama içlerinden bir tanesi bile çare bulamamış. En sonunda kalabalığın arasında fırlayan bir çocuk: - Bunları o cüceye anlatsak, onunla konuşsak bizi anlamaz mı? diye sormuş. Cüceyi bulmadan bunu yapabilmeleri imkansız olduğu için cüceyi aramaya başlamışlar. Her yere haber bırakmışlar. “Parmak boyunda bir cüce görenlerin onu portakal ağacından uzak tutmaları gereklidir” diye sokaklarda bağırmışlar. Bu arada portakal ağacının yanında beş nöbetçi birden bekliyormuş. Sabah çok erken bir saatte nöbetçilerin bağırışlarıyla herkes sokaklara dökülmüş. Portakal ağacının yanına gelenler, olup bitenleri izlemeye başlamışlar. Parmak boyundaki cüce çıkmış portakal ağacının tepesine oturmuş ve şarkı söylüyor. Küçük çocuklardan biri: - Bizim portakal ağacımızı yemeyeceksiniz değil mi? Demiş. Cüce kahkaha atarak gülmüş: - Hayır tabi ki, hayır, ben portakal ağacı yemem, portakal yerim. Hem niye yiyecekmişim portakal ağacını o kadar güzel görünüyor ve o kadar güzel kokuyor ki. İçindeki c vitamini sayesinde nasıl enerji veriyor baksanıza. Hem ağacı kökünden kurutsam, bir daha portakal bulabilir miyim sizce? Ülke halkı o gün cüceye bol bol portakal ikram etmiş. Cüce bir kaç gün onlara misafir olmuş. Bir daha başkaları hakkında söylenen şeyleri iyice araştırmadan karar vermemeye çalışmışlar. Portakal ağacı mı? Bakın hala yerinde ve c vitamini deposu portakallarını herkesle paylaşmaya devam ediyor. Hikaye ile ilgili soru-cevap şeklinde sohbet edildikten sonra öğretmen “Batan Portakal Deneyi” için bir adet soyulmamış portakal ve bir adet kabuğu soyulmuş portakalı masaya yerleştirir. İki su dolu kavanoz getirilir. Çocuklara bu iki portakalı suyun içine attığımızda neler olabileceği sorulur. Fikirler alınır. Sonrasında denemeye geçilir. Kabuklu portakal bir kavanoza, kabuksuz olan diğer kavanoza atılır. Kabuğu soyulmamış portakal suya atıldığında yüzerken kabuğu soyulan portakal suda batar. Bunun nedeni portakalın kabuğundaki gözenekli yapı ve buna bağlı olarak kabuk ile portakal arasındaki hava boşluklarıdır. Bu gözenekli yapı kabuklu portakalın yoğunluğunun suyun yoğunluğundan az olmasına sebep olur. Kabuk soyulduğunda hava boşlukları ortadan kalkar yoğunluk suyun yoğunluğundan fazla olduğu için soyulmuş portakal dibe batar. Deneyin ardından “Ben bir tavşanım, turuncu havucu çok severim, etkinlik saati gelince, sandalyeme geçerim” tekerlemesi ile çocuklar çalışma masalarına alınır. Çocuklara “Turuncu” renk çalışma sayfaları ve boya kalemleri dağıtılır. Verilen yönergeler doğrultusunda tamamlamalarına rehberlik edilir.
Bugün hangi rengi öğrendik?
Portakalda hangi vitamin varmış?
Başka hangi meyve ve sebzeler turuncu?
Siz en çok hangisini seviyorsunuz?
Deneyimizde neler gözlemledin?
Deneyimizi sence başka hangi meyve ile yapabiliriz?