Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen çocukların yarım ay şeklinde oturmalarını sağlayarak çeşitli bilmeceler sorar: İnce uzun kuyruklu, tüyleri pek yumuşak, Minicik sivri burunlu, onu gören fareler, Kedi düşmanı, saklanır köşe bucak. (kedi) Peynir düşkünü. (fare) Bilmecelerin ardından “Fareli Köyün Kavalcısı” adlı hikâye anlatılır: Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerinde dolaşıyorlarmış. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köy muhtarından bu işe bir çare bulmasını istemişler. Muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Böylece köyün adına Fareli Köy denmiş. Bir gün Fareli Köy'e bir çalgıcı gelmiş. Muhtara: “Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim.” demiş. Bütün köy halkı bu habere sevinmişler. Aralarında hemen çalgıcının istediği bir kese altını toparlamışlar ve muhtara teslim etmişler. Halkın tek istediği bu farelerden kurtulmakmış. Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan öyle tatlı, öyle güzel sesler çıkıyormuş ki, fareler saklandıkları yerlerden akın akın çıkarak çalgıcının yanına geliyorlarmış. Kısa bir sürede çalgıcının etrafı binlerce fare ile dolmuş. Köydeki bütün farelerin çalgıcının etrafında toplandığı sırada çalgıcı yürümeye başlamış. Köye gelirken gördüğü dereye doğru yürümüşler. Çalgıcı önde kavalını üflüyor, fareler peşinden geliyormuş. Çalgıcı dere kenarına gelince suyun içine yürümüş. Derede o kadar çok su varmış ki ama çalgıcı karşı kıyıya geçmiş. Fareler de peşinden gelmek isteyince dereye düşen fare suda boğulup ölmüş. Bütün fareler ölünceye kadar çalgıcı kavalını öttürmeye devam etmiş. Çalgıcı bütün farelerin öldüğünü görünce ödülü olan bir kese altını almak için hemen köye geri dönmüş ve ödülünü almış. Öğretmen çocukların etkinlik masalarına oturmalarını sağlayarak fare ve kedi kalıplarını dağıtır. Çocukların çizgilerden kesmeleri istenir. Yün ip parçaları yapıştırılır. Tahta çubuklara öğretmen tarafından zımbalanır, kukla oluşturulur. Tamamlanan etkinlikler eve gönderilmek üzere kaldırılır. Etkinlik bitiminde oyun alanına geçilerek “Kedi-Fare Oyunu” oynanır. Çocuklar el ele tutuşarak bir halka oluştururlar. Çocuklardan ikisi Kedi ve Fare olarak seçilir. Kedi halkanın dışında, fare içinde durur. Kedi halkayı geçerek fareyi yakalamaya çalışır. Halkadaki çocuklar, fareye (kollarını kaldırarak, ayaklarını açarak) kaçması için yardımcı olurlar; kediye ise (kollarını gererek, birbirlerine yaklaşarak) fareyi yakalamasın diye engel olmaya çalışırlar. Bu oyunda fare kolaylıkla halkanın içine-dışına geçebilir. Kedi için içeri ve dışarı geçmede güçlük çıkarılır. Kedi fareyi yakalarsa, yakalanan fare oyunun yinelenmesinde kedi olur. Yeni fare öteki çocukların arasından seçilir. Oyun böylece devam eder.
Hikâyemizin adı neydi?
Hikâyede fareler hangi sesi beğenmiş?
Siz o köyde yaşıyor olsaydınız kendinizi nasıl hissederdiniz?
Daha önce hiç fare gördünüz mü?