Benzer gelişim alanı, yaş grubu ve kavramlara sahip önerilen etkinlikler
Öğretmen öğrencilerin yarım ay şeklinde oturmalarını sağlar ve onlara gece neler yaptıklarını, gündüz neler yaptıklarını ve gece ile gündüz arasında ne gibi farklar olduğunu sorar. Ardından gece ve gündüz gökyüzünde neler gördükleri hakkında sohbet edilir. Sohbetin ardından çocuklara “Gökyüzü, Gece-Gündüz” adlı hikâye okunur. GÖKYÜZÜ, GECE-GÜNDÜZ Güneş bütün uzayın kralıydı. Bütün yıldızlar ve gezegenler onu çok severdi. Güneşi sevdikleri için görevlerini yerine getirirlerdi. Güneşten aldıkları ışınları dünyaya ulaştırırlardı. Güneş de onlara her zaman güler yüzlü davranırdı. Ay dışında herkes görevini yapıyordu. Ay’ın görevini yapmaması Güneş’in canını sıkıyordu. Ay vaktinde uyanamıyor, tembellik ediyordu. Bazı geceler sabaha kadar Dünya karanlıklar içinde kalıyordu. Bu durum çocukları çok üzüyordu. Yine bir gece Ay geç uyandı. Hiç ışık saçmak istemiyordu. Tembel tembel yatağından kalktı, hazırlandı, dışarı çıktı. İsteksiz bir biçimde bulutları geçti. Kendini çok yorgun hissediyordu. Bulutlar saklambaç oynuyorlardı. Kıvrımlı bulut, Ay’a: – Sen de bizimle oynar mısın? diye sordu. Ay uykulu uykulu “olur” dedi. Bulutlardan biri gözlerini kapatıp saymaya başladı: – 1,2,3,4,5,6,7,8,9,0 önüm arkam sağım solum sobe saklanmayan ebe, dedi. Ay kocaman bir bulutun arkasına saklandı, yorgun olduğundan oracıkta uyuya kaldı. Bulutlar Ay’ı bulamadı, sabah oldu. Günlerce gökyüzü karanlıkta kaldı. Bir gün Güneş Ay’ın günlerdir görünmediğini fark etti. Sağa sola Ay’ın kaybolduğu haberini verdi. Gökyüzünde herkes Ay’ı aramaya başladı. Kimse bulamadı. Kutup yıldızı ümitsizce aramaya devam etti. Sonunda Ay’ı bir bulutun arkasında uyurken buldu. Kutup yıldızı: – Hey Ay kardeş uyan! Kral Güneş günlerdir seni arıyor, dedi. Ay yerinden sıçradı, hemen üstünü başını düzeltti. İkisi beraber Kral Güneş’in yanına gittiler. Kral Güneş onları güler yüzle karşıladı. “Her gece Dünya’yı aydınlatmanın zor bir iş olduğunu biliyorum” diyerek söze başladı. “Ama birinin bu işi yapması gerekiyor. Çocuklar her gece Ay’ın çıkmasını bekliyorlar. Ay çıkınca büyükler onlara masal anlatıyor. Senin görevini daha iyi yapmanı istiyorum. Bunun için sana bazı geceler izin vereceğim. Bir daha görevini aksatmayacağına söz vermelisin” dedi. Ay çok utandı. Çok önemli olduğunu unutmuştu. Kral Güneş’in kendisine çok kızacağını sanmıştı. Ama o kendisine çok iyi davranmıştı. Bir daha görevini aksatmayacağına söz verdi. O günden sonra çocuklar Ay’ı bazı geceler göremez oldu. Fakat görebildikleri gecelerde Ay’ın daha parlak olduğunu fark ettiler. (ALINTI…) Hikâyenin ardından öğretmen, gece-gündüz oluşumu deneyi için tüm çocukların görebileceği bir alana masa yerleştirir ve masanın üzerine dünya küresini koyar. Işıkları kapatarak getirmiş olduğu el fenerini yakar ve dünya küresine tutar. Bu deneyde el fenerinin güneşi temsil ettiği söylenir. Dünya maketi, fener tutulurken yavaş yavaş döndürülür. Güneş gören tarafın gündüz, güneş görmeyen tarafın gece olduğu belirtilir. Ardından tüm çocuklardan dünya maketi sabit tutularak nerede gece, nerede gündüz olduğunu göstermeleri istenir. Deney bitiminde öğretmen, sınıf karanlıkken çocuklardan ayağa kalkarak duvara önlerini dönmelerini ister. Daha sonra el feneri ile arkalarından ışık tutarak gölgelerinin oluşmasını sağlar. Çocuklardan gölgelerini incelemelerini ister. Ardından müzik açılarak gölge dansı yapılır. Gölge dansından sonra öğretmen duvarın önüne bir masa yerleştirerek üzerine bir mum yakıp koyar. Muma feneri tuttuğunda alevin duvarda gölgesinin çıkmadığı gözlenir. Alevin ışığı geçirdiği için gölgesinin oluşmadığı açıklanır. Öğretmen, deneyler bitiminde çocukların etkinlik masalarına yerleşmelerini sağlar. Çocuklara “Aydınlık-karanlık, gece-gündüz” çalışma sayfaları ve boya kalemleri dağıtarak verilen yönergeler doğrultusunda tamamlamalarına rehberlik eder.
Hikâyemizde Güneş’in canı neden sıkılıyordu?
Gece-gündüz nasıl oluşurmuş?
Siz daha önce gölgenizle oyun oynamış mıydınız?
Hiç gündüz olmasaydı ne olurdu?